|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
Zar zor kendimi kandırmaya uğraştığım, bu sefer doğru, bu sefer güvenmelisin diyerek kendimi iknaya çalıştığım bir ilişkim daha ikna olupta kendimi o'na teslim ettiği anda buharlaşıp uçmuştu.
Birkaç yıl dost muhabbeti ardından başlayan birkaç aylık eziyet dolu sevgili muhabbeti. sonra nolmuştu? başkasına aşık olduğunu söyleyemeyip abuk subuk bahanelerle süsledği tek bir MESAJLA bitirmişti herşeyi. çekinmeden korkaklığının arkasına saklanabilmişti üstelik "cesaret edemedim yüzüne söylemeye" diyerek.
beni son öpüşü, son seviyorum deyişiyle, başkasıyla yeni bi ilişkiye başlaması arasına 2 "koskoca" gün sıkıştırma nezaketini göstermişti sağolsun.
bunu kovalayan sayısı belirsiz kısa süreli ilişkiler esnasındaysa bir yandan da hala aklımda kalmak için gerçeküstü çabalar sarfetmişti.
ben onu sokaktan geçen adamdan farklı tutmuyomuşum gibi inandırırken kendimi,o her köşeden önüme fırlayıp hayatıma burnunu sokmadan duramadı.her fırlayışında ben ona kustum nefretimi, reddettim, küfrettim, vurdum bile hatta. fakat sonrasındaki kendimle gurur duyuşlarım 1-2 saatten öteye gidemedi. gururun yerini keşkeler aldı. mantıksız keşkeler, mutsuz keşkeler; "keşke boynuna sarılsaydım, öpseydim onu! keşke seni hala istiyorum deseydim"
"kendim" bile biliyorum saçmalığını ama, o bile "bana" söz geçiremiyor işte. o keşke'li düşünceler hiç gitmiyor. hep kalıyor. o bana bunları söylerken tek derdinin ego tatmini olduğunu bilsemde bile bile gitmiyor keşkeler.
Şimdi o uğruna benden ayrıldığı kızla birlikteler, benim çektiklerimi kız şimdi ona çektiriyormuş. mutlu olmalı mıyım olmalımıyım bilmiyorum ama içimde çok keskin duygular var; canını yakan ben olmadıktan sonra içim rahat etmicek diye düşündürten duygular bunlar.
Bugün yine o köşelerden birindeymişim meğer. yine karşıma fırladı bütün yüzsüzlüğüyle. yine tersledim güya niyeti 2 satır muhabbetti ama her cümlesini birtakım yerlerine tıktım özenle, çünkü ancak böyle köşesine çekildiğinde ben neler yapmışım derdi kendine. ancak öyle anlardı minik beyni. sonrada kovdum onu.bas git dedim. 10-20 kez söylemem gerekti. aldı tıktığım lafları cevap veremeden gitti.
Bende ne biçim insansam şunları yazarken bile bir yanım oh ne iyi yaptın be diyorken öbürü keşkelere sarılmış bugün elimin tersiyle ittiğim olasılıkları düşünüyor. Ve işin kötüsü her iki yanımda onunla ilgilenmiş oluyor.hala onu düşünüyorum onu yazıyorum iyi yada kötü hissetmem ona bağlı oluyor. belkide artık kandırmayıp kendimi kabullenmem gerek: unutmadım. unutmak bu değil.
gece 3 buçukta başka hiç bir bok yapmayıp uyku saatimden çalıp uzun uzun onu anlatıyorsam yine kazanan o demektir.
umarım bugün söylediklerim bari enazından bu gece uyutmuyordur seni. |
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
Nefes alamıyorum… of…. Of demek günah… özellikle anne babaya denmez…. Napıcam şimdi. Of. ………gözlerim acıyooo. Aşağıdan bir sürü kötü laf ediyolar…. Ne yapayım başka türlü beni dinlemezsiniz. Hakarete varana kadar beni ciddiye almazsınız ne zaman iş yanlış sözlere gelir, o zaman kulaklarınıza sağlık gelir birden, her şeyi duymaya kulak arkasına hiçbir şey bırakmamaya başlarsınız. Bir de unutmazsınız böyle şeyleri… hatırlatırsınız. Eğer tartışmanın saygılı olan kısmında beni dinleseniz aynı şeyleri yüz kere tartışmayız ve beni ağlatmazsınız. Sizin de sinirleriniz bozulmaz ama artık bu durumun hoşunuza gittiğini düşünmeye başladım. Tabi zevk meselesi. Ben birini kırdığım zaman içim içimi yer ona kendimi affettirmeden hayatımı sürdüremem. Sizin böyle bir derdinz yok.. öyledir napabilirim annem ve babamsınız ama unutmayın ki bu dünyaya gelmeyi ben istemedim. Yalan değil yaşamayı da çok seviyorum o ayrı. Yemin ederim seviyorum. Özellikle arkadaşlarımı ve sevdiklerimi güldürdüğüm zamanlarda iyi ki dünyadayım diyorum. Ama emin olun kendim dünyaya gelmeyi seçseydim seçerdim ama bir şartla , sorumluluğum kimseye ait olmayacak! Bunu isterdim. Çünkü sorumluluğumu sahiplenenler yani aile, insanın en çok sevdiği olmasına rağmen canından bezdiren tek şey oluyor. onlar için iğrenç sınavlara giriyorsunuz. Onlar kızmasın diye bir çok eğlenceden uzak duruyorsunuz, onlar üzülmesin diye kendiniz için büyük tecrübe kazanımları olacak biraz da tehlike içeren şeyleri gözden çıkarıyorsunuz. Risk alamıyorsunuz çünkü bu sadece sizin değil ailenizin riski oluyor. gerçekten bir şeye karar verdiğimde sadece kendimi düşünebilmek istiyorum lanet olsun ne zaman böyle bir şey yapsam onları sevmediğim anlamını çıkarıyorlar… ben yalan söylemedim tamam mı, farkeetmediniz belki ama etrafınızdaki o bariz yalakalarla beni karşılaştırsanız, size ihtiyacım olduğunda bile yalakalık etmediğimim göreceksiniz. Size bir şeyi kabul ettirmek için önceden sevgi gösterileri hazırlamadım hiç! Tamam istediğimi yaptırmak için kavga ettiğimiz oldu çokça fakat inanın ki en dürüst halimi gördünüz, bütün gerçekliğiyle bir evlat gördünüz ve bu tamamen sizin eseriniz! Orada size diklenen , kötü laf eden, düşünmeden konuşan yaratığın hayatını bitirmek daha ceninken sizin için zor olmasa gerek , bu konudaki tecrübeniz malum!. Lanet! Ne diyebilirim ki bugün hiçbir şey söylemicem daha. Evet ehliyet sınavı umrumda bile değil. Korkuyorum evet, belki döversiniz salak dersiniz , “biz sana kursa git dedik” lafları paranın havaya gitmesi ve dolayısıyla 500 milyonun üstüne konarak önceki günahlarımın üzerine bir haram eklemek… 500 milyon çok büyük bir para evet. Ama kim sizden ehlyet istedi? Sizin yanınızda sürekli bir şeyler yapmak zorunda kalıyorum ve bu yüzden uzak durmak istiyorum. bir çok şeyi yapmak zorunda olmamak istiyorum. arkadaşlarımla bilmiyorum neden ama hiç böyle şiddetli kavgalarım olmadı. Hiçbir zaman saygısız, acımasız, sorumluluk sahibi olmayan biri olduğumu düşünmediler, hepsi bana güvendiler. Bence siz bana yanlış taraftan bakıyorsunuz. Konuşmak istediğim zaman savunma cümlelerimi hep kulak arkası ediyorsunuz. İşte buna çıldırıyorum, o zaman ağzıma geleni sölerim işte ben! Mümkün değil dayanamam, çünkü dinletemiyorum. 50 kere aynı cümleyi söylesem de keskin hatlara sahip kelimeler eklemezsem dikkatinizi çekemeyeceğimi biliyorum. Bu düşüncelerimi hiçbir zaman anlayamayacaksınız. Bunu da hakaret kabul edersiniz büyük ihtimal ama beni dinlemek konusunda: KITSINIZ. Gerçekten buna eminim. Beni kızdıracak şeyleri öyle iyi biliyorsunuz ki, accayp iyi biliyosunuz ama hep benzer sebeplerle tartışmaya götürüyorsunuz! Günah üstüne günaha giriyorum farkındayım. Ama emin olun en çok istediğim şey iyi bir insan olmak. Evet dünyanın en iyi insanı olmak isterdim hatta. Ya da daha günahsızken ölmek isterdim accayp isterdim. İşte böyle bunu bilmeniz neye yarar; siz bir şeytan doğurmadınız ben hata yaparım, pişman olurum, aynı hatayı 100 kere yaparım ve siz 100 kere çözüm üretemeden bırakırsınız. Biriken sorunlarımın hiç birinden haberdar olmazsınız , her şeyi size anlattığımı sanırsınız. Okuldan kaçarım, ilaç kullanırım,disiplinin eşiğine gelirim hiç birini de bilmeden yaşarsınız. Bunların hepsinin getirisini görürsünüz bir gün fakat bunlar sizin çözüm bulmadan beni dinlemeden yarım bıraktığınız hatalarımın birikiminden başkası değildir. Her iki tarafa da boku yemek düşer. İnanın ki sizi her çok üzdüğüm zamanda ölmek için saatlerce dua ediyorum. Sizi bu şekilde kurtarabileceğimi düşünüyorum. Ama bu dua hiç kabul olmadı , kendimi öldüremem üzgünüm en çok Allah ı seviyorum çünkü. Ama biliyo musunuz ben de sizin yaptığınız bir çok kötü şeyi yapmazdım. Hatta bazı yaptıklarınız veya dedikleriniz bana çok günahmış gibi geliyo. Siz de melek değilsiniz hani.
Neyse Allah tan ömür hızlı geçiyo. Gerçi ben yarın bile ölecek olsam şu an ölmeyi tercih ederdim ama… |
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
19 ay çıktık. Hayatımda ilk kez seninle yatışımın üzerinden 30 ay geçti. Ayrılmamızın üzerinden 13 ay geçti. Son sevişmemiz ve prezervatifin patlaması sonucu duygusuzca ertesi gün hapı aradığımız, ertesi gün buralardan gitmeme rağmen takside "hadi kendine iyi bak" deyişinin üzerinden 11 ay.
Ve bugün ne güzel bir sen yarattım ben. Ne güzelsin içimde. Ellerini tutunca minnacık olan, kaybolan, sanki utanarak saklanmaya çalışan kalbimde ne güzel bir sen yarattım. Seni görünce büyüyen göz bebeklerimde şimdi o güzel yansıman var. Öyle kırık ki vücudum, kırık bir aynadan akseden görüntü gibi her kırığın üzerinde yansıman var. Hani derdim ya seni her hücremle seviyorum diye, şimdi o hücreler şaşkın, içleri boşalmış. Başıboş dalgalanıyorlar vücudumda, tarifsiz. Sensizlik tuttu desem?
Sensizlik tuttu desem, yanıma koysam seni, vücudumdaki kırıklardan tek tek çıkarıp parçalarını birleştirsem senin, bir adam yapmaya çalışsam, yanımda duran, elimi tutan? Olmuyor. Harita gibi çizik çiziksin gözlerimin önünde. Ayrı çatlaklar, ayrı tepeler, bilmediğim akarsular ve bazı bazı çiçekler. Tanımıyorum buraları, kayboluyorum çünkü ben bu ülkenin hiç yerlisi olamadım. Bir turist gibi gezdim bedeninde, bir turist gibi doyurdum karnımı meşhur büfelerinde ve bir turist gibi vizem bitince zorla çıkarıldım buradan ben. Böyle olunca ben bu haritayı bir türlü çerçeveye koyamıyorum. Sığmıyorsun kalbimin yanına, bu kalp aslında ikimize bile fazla. Seni görünce küçülen, nefessiz kalan, yetersiz kalan minik kalbimin yanına sığmıyorsun. Kendinden bile büyüksün, sen yarattığın adama bile sığmıyorsun. Ve ben seni hayata döndürdüğümde, parçalarını yeniden birleştirdiğimde sen buzdan adama dönüyorsun. Hâlbuki ben seni aşktan adam olarak sevmişken, sen bu sözlükteki hiçbir tanıma uymuyorsun. Elimi tuttuğunda zorla üzerine yıkılmış komşu çocuğu gibi hissetmem belki de senin bu aşkın sınırları dâhilinde canlı cenaze olduğunu hissettirmemeye çalışmandan öte geliyordur. Nezaketine teşekkür ederim.
Konu sen olunca ben yine düşüncelerimi toparlayamıyorum. Uçaklar kalkıyor peşi sıra hayallerime doğru, ama kanadı kırık hayaller çok uzaklaşmadan göz pınarlarıma çakılıyorlar.
Ben yalnızlığın bir sesi olduğunu gece yatakta gözlerimi kırparken çıkan sesi duyduğumda anladım. Bütün bir gün boyunca ayakları yere basan kız portresi çizmeye çalışan zat’ım, gecelik giyerken onca yorganın, battaniyenin altında nasıl bu kadar çıplak kalabildiğini düşünürken, göz kapaklarımın sesini duyunca yalnızlık bir uğultuya dönüşüveriyor.
Seni kafamda bitirememişken, bu yazıyı bitiremememe artık şaşırmıyorum. |
|
|
|
|
|
 |
 |
 |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| © 2010 |
|